Mersin Araç Kiralama

Mersin Araç Kiralama

MERSİN

Ülkemizin en büyük limanına ev sahipliği yapan Mersin, Karamanoğulları yönetiminden başlayarak 2002 yılına değin resmi adı İçel olan ilimizin merkez ilçesini oluşturuyor. Buradaki dev limanın kurulmasının nedeni ise Çukurova Bölgesi’nde yetiştirilen pamuğun dünya çapında satışının gerçekleştirilmesi. Mersin tarih boyunca en fazla isim değiştiren yerleşim olabilir. Hititler döneminden beri Kizzuvatna, Kue, Zephyrion, Kilikya, Hadrianopolis ve İçel adlarını almış. 2002 yılından beri ilin resmi adı Mersin’e çevrildi. Zaten genellikle Mersin diye hitap ediliyordu. Mersin ismi ise bölgede çok rastlanan bir ağaç türü olan mersin ağacından geliyor. Antalya ile Adana arasında yer alan Mersin’in geniş bir kıyı şeridi var. Turizm ne yazık ki henüz Antalya kadar gelişmiş değil, genellikle yazlık siteler bulunuyor. Aslında özellikle Anamur civarında çok güzel kumsallar mevcut. Ayrıca Mersin inanç turizmi açısından da önemli bir kent. İncil içerisinde yer alan bilgilere göre Meryem Ana’nın mezarı Mersin ili içerisinde yer alıyor ancak asla insanlar tarafından bulunamayacak. Bu yazıda sizlere değeri yeterince bilinmeyen bu turistik rota hakkında, merkezden başlayarak ilçeleri de kapsayacak biçimde detaylı bilgiler aktaracağım.






Mersin’de Ulaşım

Henüz Mersin’de bir havalimanı bulunmadığından uçak ile gelmek isteyenlerin Adana Havalimanı’na gelip buradan karayolu ile geçmesi gerekiyor.

Tam olarak Adana ile Mersin arasında kalan büyük bir ilçe olan Tarsus’ta inşa edilecek olan yeni havalimanı yapıldıktan sonra daha kolay olacaktır. Mersin içerisinde ve ilçeler arasında ulaşım da otobüslerle sağlanıyor. Aşağıda anlatacağım tüm ilçeleri bu yöntemle gezmekte zorlanmanız mümkün. Özel aracınızla gelmeyi veya Mersin’de araba kiralamayı göz önünde bulundurmanızı öneririm. Yine de dikkatli olun, özellikle Anamur’a gitmek için bir yanı dağ, diğer yanı deniz olan virajlı uçurumlardan geçmek gerekiyor.



Mersin’de Konaklama

Mersin’in merkezi oldukça gelişmiş durumda ve otel seçenekleri çok. Burada bulunan Hilton deniz kenarında kalıyor ve köklü bir geçmişe sahip. Ben de 2000 yılına bu otelde yapılan kutlamalar ile girmiştim. Manzarası şahane.

Yine Mersin’de bulunan DİVAN oteli de yeni ve heybetli bir yapı.

Tabii bütçeye daha uygun seçenekler de var. Özellikle Kızkalesi civarında birçok pansiyon mevcut.

Ayrıca Silifke’ye bağlı Taşucu yöresinde de turistik oteller mevcut.

Erdemli bölgesi ise kampçıların yoğun olduğu, sahilde çadır kurulabilen bir yer.




Mersin’e Ne Zaman Gidilir?

Mersin resmi kayıtlara göre Türkiye’nin en yüksek sıcaklık ortalamasına sahip olan şehri. Yalnız bunun nedeni yaz mevsiminin aşırı sıcak geçmesi değil de kış aylarının epey ılıman olması. Neredeyse hiçbir zaman kar yağmıyor ama elbette yağmur geçişleri oluyor.

Yaz aylarında ise deniz kenarında hafif bir esinti mevcut, Adanalılar biraz serinlemek için buradaki yazlıklarına geliyorlar.

Eğer denize girecekseniz elbette en uygun tarih yaz mevsimi ancak şunu belirteyim ki burada deniz oldukça sıcaktır ve tuz oranı da çok yüksektir. Karadeniz’e alışık olanlara epey farklı geleceği kesin.

Hava sıcaklıkları de benzer biçimde kuzey bölgelere oranla yüksek. Dolayısıyla Haziran ayında gelmek benim gözümde en ideal zaman. Temmuz sonu ve Ağustos başında güneşten ve sıcaktan bulabilirsiniz.

Ben çocukken biz her zaman ilk olarak 19 Mayıs’ta denize girerdik, yaz sezonu erken başlıyor yani. Siz de işiniz veya okulunuz el verirse Mayıs ayında gelmeyi bile tercih edebilirsiniz, denize üşümeden girmek mümkün hatta nispeten soğuk olduğundan su daha güzel oluyor.

Aynı şey Eylül ayı için de geçerli ama denizanası çıkabiliyor.

Yine Akdeniz için bir uyarıda bulunayım, bazı günler su çok sığ olur ama büyük dalgalar gelir. Açılmak tehlikeli olabilir ama kıyıya yakın kalıp dalgaları göğüslemek baya eğlenceli oluyor.

Denizin tuz oranı ise her zaman yüksek ve ne yazık ki bir çaresi yok.

Kış aylarında gidenler ise sağanak yağışlara hazırlıklı olmalı ve kesinlikle yağmurluk ile şemsiye götürmeli, su geçirmeyen bir ayakkabı giymeyi.

Elbette yazın gidecek olanlar ise mayosunu, güneş kremini, şapkasını, güneş gözlüğünü ve dolabındaki en ince, en havadar giysileri götürmeli.

“Ben sadece kültür turizmi yapacağım, mayoya gerek yok” diye düşünmeyin, Kızkalesi’ni görünce canınız bir girip yüzmek isteyecektir, üstelik sıcak hava da insanı adeta denize doğru itekliyor.



İlginizi Çekebilir
Whatsapp Telefon